1998 yılında belirlenen höyüğün yayılma alanı sınırlarının irdelenmesi amacıyla Müdürlüğümüzce, 2000 yılında sondaj çalışmaları başlatılmıştır .Höyüğün güney tarafında yoğun yapılaşmanın bulunduğu Kızkooptan başlayarak güney yamaç ve kuzeydoğu yamacı çevreleyen tarlalarda 111 adet sondaj çukuru açılmıştır.
Höyüğün doğusundan kuzeybatısına uzanan sur duvarı görünümündeki mimari kalıntıların dışında kalan alanda, hiçbir kalıntı veya buluntuya rastlanılmazken, özellikle güney yamacında ve doğusunda yoğun yerleşime işaret eden mimari buluntulara rastlanılmıştır.Ortaya çıkarılan duvarlar genellikle, 50-60 cm genişliğinde ve tek sıra korunmuş durumdadır. Yarı işlenmiş ince taşlar ile moloz taşların, çamur harçla örülmesi ile oluşturulmuşlardır. Duvar örgüsünde seyrekte olsa kalın ve kaba tuğla parçaları da görülmüştür.Az da olsa birkaç sondajımızda iki veya üç değişik evreye işaret eden mimariye rast lanmıştır; sondaj 61-66.
Sondaj çukurlarının yarısından fazlasında, hep aynı teknikle örülmüş duvarlar görülmüştür. Ancak bu teknikten farklı olarak sondaj 72’de bulunan ortalama 60 cm. uzunluğunda düzgün kesme taşlardan kireç harçla örülmüş muntazam duvarın yüzeye yakınlığı, tekniği ve buluntu yerine dayanarak çiftlik evi ile bağlantılı geç dönem bir yapı olduğunu düşünmekteyiz.
72 nolu sondaj çukurunun yaklaşık 10-15 metre kuzeyinde, çiftlik evinin yaklaşık 40 metre güneyindeki 74 nolu sondajda kuzey- güney doğrultusunda uzanan bir su yoluna rastlanmıştır. Karşılıklı yerleştirilmiş tektaş sırasından oluşan kanalın genişliği ortalama 15 cm.dir.
Su yolunun istikameti dikkate alındığında, 1998 yılında höyüğün güney eteğinde önceden yapılaşmış bir evin bahçesinde, su kuyusu kazısı sırasında ortaya çıkan faal vaziyetteki su sistemine dahil olabileceğini düşünmekteyiz.Mimari buluntu veren sondajlarımız içinde tek farklı olanı, 39 nolu sondajdır. Burada yoğun miktarda çatı kiremitleri, tuğla parçaları daha alt seviyede yapı taşları bulunmuştur. Bu yoğunluk bize bir atık deposu ya da bir evin çöken çatısı olabileceği fikrini vermektetir. Kiremit parçalarının özelliklerine dayanarak burası en erken M.Ö. 4. yüzyıla tarihlendirilebilir.Höyükteki çalışma!arda ana toprağa mil mediğinden, stratigrafisi henüz netleşmemiştir. Bu durumda en yardımcı unsur olarak seramikleri gösterebilmekteyiz. Ele geçen en eski seramik örnekleri M.Ö. 2.bine tarihlenen ve Griminyas olarak adlandırılan gruptur.
Özellikle höyüğün üst kısmında çiftlik evinin güneyinde açılan 74 nolu sondaj çukurunda, çok özel bir grup olan Korint seramik parçaları ile karşılaşılmıştır. M.Ö. 6-7 yy’lara tarihlenen kotyle tipi bir kap parçası örneğinde, bir hayvan dirseği ve yanında doldurma motifi rozetler görülmektedir . Italya’ya kadar görülen seramik, ithal gruplar içine girmektedir.Smyrna’da ele geçen benzer motifli bir kap parçasına dayanarak, aynı döneme tarihlendirilmektedir.Aynı dönemlere tarihlenen diğer örnekler, ince cidarlı açık renk üzerine koyu kahverengi ve kırmızı renkte dikey ve yatay paralel çizgiler ile bezenmiş Korint seramikleridir. Bu parçaların benzerleri tüm Ege ve Yunan Adaları’nda yaygın olarak ele geçmekte olup, tam kap örneklerimiz Rodos’tandır.
Höyüğün doğusuna yakın kısmında, Seç kon kooperatifi sınırları içinde açılan sondaj çukurlarının birinde, adın Rodos’taki bir merkezden alan Fikelura örneği bir kaba ait parça ele geçmiştir. Güney lonya menşeili bu tarzın benzerleri doğu Yunanistan, Rodos ve Samos Adaları’nda görülmektedir.
Lotus bantlı siyah figürlü parça, bezeme şekli ile MÖ. 6. yüzyıla tarihlenmektedir. Benzeri, Attika üretimi bir Kylix üzerinde görülmektedir.Höyüğün doğusunda Seçkon sitesi içinde siyah figür tekniğinde yapılmış bir tabak parçasıdır. MÖ. 6. yüzyıla tarihlenmektedir.Oryantalizan tipli seramik örnekleri.
Kız Çiftliği’nden oryantalizan bir tabak parçası ile benzer şekilde bezenmiş tam bir tabağa ait çizim. Çizimdeki tabak Bayraklı’da bulunmuş olup, geç Oryantalizan Döneme (M.Ö. 575-550) tarihlenmiştir. Bu tipin örnekleri Samos, Kios, Rodos, Delos Adaları’nda ağırlıklı olarak görülmekte olup M.Ö. 700-480 arasına tarihlendirilmektedirler. Genellikle beyaz zemin üzerine kahve renkli bitkisel ve geometrik bezemeler olarak belirlenmektedir. Höyükten çıkan örnekler yerli oryantalizan grubu temsil etmektedir.
Lidya tipi seramik parçası örneği, Lidya bölgesine özgü mermer taklidi kaplardan bir parça. Bu örnekler kuzey-güney Aeolya ile ilişkilere işaret etmektedir.
Höyükten Meander motif bezeli bir kap parçası ile, benzer motifli Bayraklıdan bir tabak örneği (Resim 34-35). Meander motifli bezeme, M.Ö. 1. binden itibaren yaygın olarak kullanılan motiftir.
Attika tipi siyah fimisli seramik parçalarından örnekler, kırmızı hamurlu siyah fimisli tipik ağızlı kenarlı ve kulplu seramik örnekleri M.Ö. 4. yüzyıla tarihlendirilmektedir.
Balık tabağı olarak adlandırılan bir formdan örnek parça, Hellenistik döneme tarihlendirilmektedir.
Höyüğün doğu yamacından ele geçen M.Ö. 4. yüzyıla tarihlendirilen bir Guttus örneği.
M.Ö. 4. yüzyıla tarihlenenen bk kandil örneği.
Kandil parçası , Bayraklı’da ele geçen kandiller ile, çağdaş olabileceği düşünülmektedir.
Ağırşak örnekleri, kesin tarihlemesi yapılamamaktadır.
Yeşil sırlı seramik parçası. Geç Bizans-Osmanlı dönemi arasına tarihlenmektedir.
Sonuç olarak; belirlenen sit sınırı içinde bir bölümü yapılabilen sondaj kazıları verilerine göre höyüğü en erken M.Ö. 2000’e tarihleye bilmekteyiz. Yaptığımız çalışma sadece buluntuların yayılma alanını tespit amaçlı olduğundan, ana toprağa inilmemiş daha önemlisi de höyüğün çekirdeği olarak adlandırabileceğimiz kesimde hiç çalışma yapılmamıştır. Bu nedenle, bilimsel kazılar yapılmadan ve stratigrafi belirlenmeden höyük hakkında kesin bir tarihleme yapmanın uygun olmayacağı kanaatindeyiz. Yukarıda belirttiğimiz 2. bin tarihlemesini de Griminyas olarak adlandırdığımı seramik gruplarına dayandırmaktayız. Bu tarihle höyükte yoğun biçimde bulunan 8., 7., 9. yüzyıllara tarihlenen seramikler arasında bi boşluk görülse de, sonraki çalışmalarla bu boşluğun aydınlanabileceğini düşünmekteyiz.
Höyükte ele geçen seramik buluntula Ege arkeolojisi için özellikle de bölgemiz için önemli veriler olarak değerlendirilmektedir.Kız Çiftliği ile Yunan dünyası arasında özellikle Korint, Rodos, lonya ile ticari ve kültürel ilişkilerin yoğunluğunu gösteren önemli deliller olarak sunulmasının yanlış olmayacağını düşünmekteyiz.
Neriman Ozaydın - Seval Konak
Tarihin Kucağında Gömeç Sempozyumu
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.